Doğa için çal!

Dün akşam facebook hesabımı açtığımda bir vidyo paylaşımının başlığı dikkatimi çekti.

- Doğa için çal!

Merak edip, huyum olmayan “oynat” butonuna bastım ve sandalyeye yaslayıp sırtımı seyretmeye başladım. Müzik yükselişe geçtikçe gözlerim buğulanmaya başladı. İçimde bir kıpırtı hissettim azar azar çoğalan. Gördüğüm insanların samimiyeti ve sadeliği “tüm maskelerin” kalkıp, hislerin tek bir noktada buluşabileceğini tekrar ve tekrar anlatıyordu sanki. Enstrumanların birleşimine alışık olan kulaklar, seslerin ve yüzlerin yan yana -iç içe olmasına da şahit oluyordu o an -gözlerinizi kapadığınızda.


“Divane aşık gibi de dolanırımm yollarda
Kız senin sebebine, yar senin sebebine de kaldım İstanbul’larda..”


İşte o arşivlere girmeye değer vidyo :



Projenin resmi internet sitesi www.dogaicincal.com

Bu projenin mimarlarını tek çatı altında toplayan Agaclar.net‘in açıklaması :



Dünya’nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.

Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık…

Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO’lu ürünler,
denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri… Bulamayanların sorunu
karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları… Yani
gidişat iyi değil.

En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu,
kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!

Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik..
Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor.
Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle
var olacak… Vay bizim halimize…

İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.

Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza
bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?

Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak
oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ,
projenin çıkış noktası oldu.

Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini
dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan…
Seçtiğimiz parça:
“Divane Aşık Gibi” Bilmeyen yok, sevmeyen yok…

Dünyanın çivisini
çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa,
çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı,
hatırlatmalıyız…. Hem değişim gerektiğini bilip, hem “Şöyle yap, böyle yap”
laflarını dinlemediğimize göre, “ne yapmalıyım” diye düşünmek gerektiğini her
dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında
olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?

“Birlikten kuvvet doğar” mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya
çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği
enerji artar mı?

Agaclar.net’ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı,
yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni,
varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!

“Divane Aşık Gibi” yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de
fikirde “Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka’da buluşalım” diyoruz.

Yeni başladık, devam edeceğiz…

Sizi de bekleriz!


Not: Doğa İçin Çal projesi, Playing for change ekibinin aylardır haberdar olduğu ve desteklediği bir projedir. Doğa İçin Çal projesinde yer alan müzisyenlerin şarkılarını söylerken ya da çalarken çıkan yazıda yazan şehirler, o an çekim yapılan yer değil, müzisyenlerin doğum yerleridir.
 

Bahsi geçen Playing For Change projesinin dinlenesi “Stand By Me” vidyosu :

1 Comment

  1. Anonymous
    Eki 13, 2009

    gerçekten çok güzel bi çalışma dinledikce dinleyesi geliyor insanın yalnız doğudaki bir iki vilayettende söyleyen olsaydı çok daha güel olurdu.
    bunu yapan yönetmen biraz ayrımcı dawranmış gibime geldi.

Submit a Comment

Captcha Captcha Reload