Nasıl yani?

Selim : Hoşgeldin Deniz.
Deniz : Hoşbulduk. Hoşbulduk da, ekmeğe yine zam gelmiş ne haber?
Selim : Doğrudur. Memleket ayağa kalkıyor, kalkınıyor ya ona bak sen. 20-30 kuruş fazla vermişiz koymaz Müslüman adama.
Deniz : Tabi, bir lokma, yeri geldi bir dua yeter de artar bile. Peki sen nereden, neresinden bakıyorsun bu kalkışa?
Selim : Nasıl yani?
Deniz : Yani diyorum ki, (başını öte yana çevirir) eşşek olduktan sonra semeri kemirir yine doyarız biz.
Selim : Şükretmeyi bileceksin.
Deniz : Haşa! Şükrediyorum zaten. Tam da bize müstahak bir çobanımız varken, otlamamak olur mu? Ne diyorum biliyor musun? Diyorum ki, biz batıyı seviyoruz hani… Hep medeniyeti onlarda görüyoruz ya! Ekmeğe de hazır zam gelmişken, pasta yesek mi ne dersin?
Selim : Nasıl yani?
Deniz : Ekmek bulamadıysanız pasta yeyin demiş atalarımız.
Selim : Kim demiş?
Deniz : Kraliçe Marie Antoinette.
Selim : Gavur oldun çıktın başımıza.
Deniz : Amerika 50 senedir tepende, bir beni mi gördün şimdi?
Selim : Amerika gavur mu?
Deniz : Çüşşş… Kabe oraya mı taşındı?
Selim : Tövbe tövbe. Deniz seni Allah ıslah etsin. Başka da birşey demiyorum. Ya ne gözü doymaz insanlarsınız? Ne kitap Kur’an bilmez ecnebilersiniz?
Deniz : Sen hiç Kur’an okudun mu?
Selim : Tabi okudum.
Deniz : Tamamını?
Selim : Yani tamamını olmasa da, sureleri bilirim.
Deniz : Türkçesini mi Arapçasını mı?
Selim : Türkçe olur muymuş hiç? Arapça okuyacaksın. Nasıl indiyse onu bileceksin.
Deniz : Arapçan var mı?
Selim : Ne bu ahiret soruları gibi? İşin yok mu senin?
Deniz : Var var, olmaz olur mu… Sana oku! ve anla! diye emredilmişken hiç bilmediğin bir dili nasıl anlıyorsun onu merak ediyorum.
Selim : Yahu sen hisset, sonra anlarsın Deniz. Ateist misin sen? Komunist mi oldun ne bok yedin?
Deniz : Hayır herhangi bir yere ait değilim. Bilmek ve öğrenmek için de doğmatik kalıplara ait hiç değilim.
Selim : Nasıl yani?
Deniz : Bunu da hisset anlarsın elbet. Ne gariptir ki bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak işine mi geliyor bunu da ben anlamadım. Cebinde kaç lira var?
Selim : Sana ne?
Deniz : Borç için değil, söyle sen.
Selim : 2 lira.
Deniz : Al bu 1 lira da benden.
Selim : Nasıl yani?
Deniz : Akşam eve dönerken iki ekmek eksik almayasın, şükret yani.

Submit a Comment

Captcha Captcha Reload