Doğa için çal!

Dün akşam facebook hesabımı açtığımda bir vidyo paylaşımının başlığı dikkatimi çekti. - Doğa için çal! Merak edip, huyum olmayan “oynat” butonuna bastım ve sandalyeye yaslayıp sırtımı seyretmeye başladım. Müzik yükselişe geçtikçe gözlerim buğulanmaya başladı. İçimde bir kıpırtı hissettim azar azar çoğalan. Gördüğüm insanların samimiyeti ve sadeliği “tüm maskelerin” kalkıp, hislerin tek bir noktada buluşabileceğini tekrar ve tekrar anlatıyordu sanki. Enstrumanların birleşimine alışık olan kulaklar, seslerin ve yüzlerin yan yana -iç içe olmasına da şahit oluyordu o an -gözlerinizi kapadığınızda. “Divane aşık gibi de dolanırımm yollardaKız senin sebebine, yar...

Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

Yıl: 1972 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gecenin sabahı, Türkiye’nin tarihine bir utanç perdesi eklendi. Kapandı tüm kapılar, darağacı kuruldu. Ve 3 fidan hunharca katledildi… Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan… Yaptıkları ve savundukları tek şey Türkiye’nin bağımsızlığıydı… Ama işine gelmedi kimilerinin. Başımıza cumhurbaşkanı dahi yapıldı o utanca imza atanlar. Anayasa’nın halk üzerindeki haklarını görmezden geldi “hukuk” denilen sistemin akrepleri. Şimdi herkes bağırıyor “Kahrolsun Amerika!” diye… Sağcısı da, solcusu da yumruğunu dikmiş havaya… Tıpkı o yıllar Amerika karşıtı oldukları için asılan bu yürekler...